Ana Sayfa  •  Yazarlar  •  Plak Klübü  •  Ziyaretçi Defteri  • Kitaplık  • Linkler  • İletişim

 

 

 

Kadınım, Hükmüm Yoktur
Ercan İmre

Geçtiğimiz günlerde Elazığ'da, televizyondaki kadın programına çıktığı iddiasıyla oğlu tarafından silahla vurularak ağır yaralanan Birgül Işık, uzun süre tedavi gördüğü hastanede 13 Haziran günü vefat etti. Yaşanan bu acı ve bir o kadarda toplumsal bir yara haline gelmiş olaydan sonra kadın ve kadının toplumdaki yeri bir anda Türkiye'de gündeme oturdu.

Toplumda Kadın

Televizyonlardaki kadın programları Yasemin Bozkurt'un hazırlayıp sunduğu "Kadının Sesi" programıyla başladı, daha sonra "Sizin Sesiniz", "Yalnız Değilsin", "Derya Gibi" ve "Serap Ezgü ile Biz Bize" adlı kadın programları onu takip etti. Aslında yaşanan bu ölüm olayı ilk değildi. Yasemin Bozkurt'un "Kadının Sesi" programı geçtiğimiz aylarda üç kişinin öldürülmesiyle sonuçlanan başka bir tartışmaya zemin oluşturmuştu. Tüm yaşanan bu olaylardan sonra arka arkaya tüm kadın programları yayından kaldırıldı, ama tartışmalar devam ediyor.

Türkiye'de kadınların iş gücüne katılım oranları son derece düşük. Yaklaşık olarak erkeklerin yüzde 70'i, kadınların ise sadece yüzde 30'u işgücüne katılıyor. Hal böyle olunca zorunlu olarak evde oturmaya mahkum olan kadınların tek eğlencesi maalesef televizyon. Tüm bu programların önemli bir işlevi olabilirdi. Ama reyting kaygıları, bir takım mizansenler, kurmacalar, yapay oyunlarla programlar amacından saptı ve kadınlar ve sorunları için belki de oluşturulabilecek bir platform fırsatı heba edildi.

Geçtiğimiz yüzyıldan günümüze kadının toplumdaki sosyal konumuna bakacak olursak; kadınlar ilk kez, 1843 tarihinde tıbbiye mektebinden aldıkları ebelik eğitimi ile sosyal yaşamda yerlerini almaya başladılar. 1847 yılında kız ve erkek çocuklara eşit miras hakkı tanındı, 1856 yılında Osmanlı topraklarında kadınların köle ve cariye olarak alınıp satılmaları yasaklandı. 1858 yılında ilk kız liseleri açıldı. 1869 yılında kadınlar için yayınlanan haftalık "Terakk-i Muhadderat" dergisi yayımlanmaya başlandı. 1871 kızlarda evlenme yaşı 17'e çıkarıldı. 1876'da ülkemizin ilk anayasası olan Kanun-i Esasi ile kız ve erkekler için ilköğretim zorunlu hale getirildi. 1897'de kadınlar ücretli işçi olarak çalışmaya başladı. 1913'te devlet memurluğuna kabul edildiler. Kızlar için ilk yüksek öğretim kurumu, 1914 yılında "İnas Darülfünunu" adı altında kuruldu. Osmanlı döneminde adım adım ilerleyen bu gelişmeler Cumhuriyetin ilanıyla iyice hızlandı. Türk kadının toplumdaki yerini düzenleyen Türk Medeni kanunu 17 Şubat 1926'de kabul edildi. 1934 kadınlara seçme ve seçilme hakkı bir çok batı ülkesinden bile önce Türk kadınına tanındı. Bu hak kadınlara Kuveyt'te geçtiğimiz Mayıs ayında verildi. Suudi Arabistan'da ise durum daha vahim kadınların seçme ve seçilme hakkı olmadığı gibi araba dahi kullanamıyorlar.

Çünkü Adım Kadın

Bu haftaki plağımız belki de ülkemizde şimdiye kadar kadın üzerine yazılmış en güzel ve anlamlı şarkı. Toplumuzda kadınların yaşadığı tüm olumsuzluklar ve sorunlar bir şarkıda toplanmış. İşin hüzün verici yanı ise parçayı okuyan "Hümeyra" ile ilgili. Bu günlerde televizyonda oynayan "Avrupa Yakası" adlı diziyle sarkıcılığı yanı sıra oyunculuğunu da bizlere bir daha kanıtlayan "Hümeyra" sinema sanatçısı "Fikret Hakan'la" yaptığı evliliklerinin henüz başında fiziki şiddete maruz kalarak burunu kırılmıştı.

(Yonca YCA-032) Beste: Bora Ayanoğlu)

 

 

ADIM KADIN

Bana kimse sormaz
Atarlarken düğümü
Ben bir dilsizim
Silkemem ki yükümü
Gözlerimde ürkeklik
Kimse bilmez küsümü
Çünkü adım kadın
Dinletemem sözümü
Bana herkes sahip
Benim hiç hakkım yoktur
Ben akıldan yoksun
Ama vazifem çoktur
Ademin yediği elma
Hep benden mi sorulur
Kadınım hükmüm yoktur

 

 

 

 


RecordTurk © 2006