| Dostlar Beni Hatırlasın
Ercan İmre
21 Mart günü Halk Ozanı Aşık Veysel, 32'inci ölüm
yıldönümünde çeşitli illerde düzenlenen etkinliklerle anıldı. İstanbul'da
düzenlenen törene Aşık Veysel'in torunu Çiğdem Özer de katıldı.
Anma törenleri Gaziantep, Çorum ve Adana'da düzenlendi. Sivas'daki
tören Sivrialan köyündeki mezarı başında yapıldı.
25
Ekim 1894'de şiirlerinde severek andığı, "bizim diyar" dediği Sivas'ın
Şarkışla ilçesi Sivrialan köyünde dünyaya geldi. Yedi yaşında geçirdiği
çiçek hastalığı yüzünden bir gözünü, daha sonra bir kaza sonucu
diğer gözünü kaybetti. On beş yaşında saz çalmayı öğrendi. İki kez
evlendi, bu evliliklerinden yedi çocuğu oldu. Yunus Emre, Pir Sultan
Abdal, Karacaoğlan, Emrah, Dadaloğlu gibi halk ozanlarından etkilenerek
türkü yorumu ve sazda ustalaştı. Gezgin aşıklar geleneğine uygun
olarak, Anadolu'yu şehir şehir dolaşarak şiirlerini sazıyla seslendirdi.
Çağımızın ozanlarından Ahmet Kutsi Tecer'in Aşık Veysel'de ayrı
bir yeri vardı. Onun aracılığıyla Köy Enstitülerinde bir sure saz
öğretmenliği de yapmıştı. Veysel, sırasıyla Arifiye, Hasanoğlan,
Cifteler, Kastamonu, Yıldızeli, Akpınar Köy Enstitülerinde bulunmuştu.
Aşık Veysel'e 1952 yılında İstanbul'da büyük bir jübile yapıldı.
1965 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi, "Anadilimize ve
Milli Birliğimize yaptığı hizmetlerden dolayı" özel bir kanunla
vatani hizmet tertibinden aylık bağlamıştır.
Aşık Veysel yalın Türkçe'siyle, dili ustalıkla
kullanır. Tekniği gösterişsiz ve nerdeyse kusursuzdur. Yaşama sevinciyle
hüzün, iyimserlikle umutsuzluk şiirlerinde iç içedir.
Aşık Veysel daha hayattayken 1970'lerin başında
"Sabahattin Eyüpoğlu" kendisini şu satırlarla anlatmıştır:
"Aşık Veysel sözlü halk kültürünün gelenekçi
saz şairliğinin bozulmamış bir örneği belki son halkasıdır. Bununla
beraber Aşık Veysel çağının, yeni Türkiye'nin ve batının sesine
de kulak vermiş, kör inançlarla savaşacak kadar aydınlaşmış, eski
sazda yeni sözler söylemesini bilmiştir. Karanlık dünyasını aşan
düşüncesi bilhassa son şiirlerinde çağdaş insan sorunlarına çözüm
yolu arayacak kadar gerçekçidir."
Şiirleri, Deyişler (1944), Sazımdan Sesler (1950),
Dostlar Beni Hatırlasın (1970) isimli kitaplarında yayınlandı. Ölümünden
sonra eserleri Bütün Şiirleri (1984) adıyla tekrar yayınlandı.
Aşık Veysel Türk pop ve özellikle Anadolu pop
müzik ismiyle tanımladığımız akımlar için önemli bir esin kaynağı
olmuştur. Başta Cem Karaca, Barış Manço, Selda, Hümeyra ve Fikret
Kızılok olmak üzere bir çok müzisyen kendisinin söz ve müziğinden
etkilenmiştir. Özellikle Fikret Kızılok Sivrialan köyüne kadar giderek
Aşık Veysel'le tanıştı ve bir süre köyde yanında kaldı. Fikret Kızılok
o dönemde kendisiyle yapılmış bir söyleşide şunları söyler: "Veysel'i
dinledim, sazını dinledim. Ve aşık oldum. Onun hissettiklerini içimde
hissediyordum. Artık duramıyor, dayanamıyor, Veysel'den söylemek
ve sesimi herkese dinletmek istiyordum."
Kara Toprak
Aşık Veysel'in ilk dönem çalışmaları (78 devirli)
Taş plak tabir edilen plaklarda yayınlandı. Büyük usta ve halk şairini
anarken, buraya kendisinin hepsi birbirinden anlamlı ve güzel yüzlerce
eserinden Toprak'ı aldık. Manzum eserinden farklı olarak Veysel
plakta bazı yerleri kısaltarak iki bölüm halinde Toprak adıyla seslendirmiş.
Büyük usta Veysel, özgün ve güzel Türkçe'siyle insanın varoluş öyküsüyle
beraber toprakla ilişkisini bize anlatmış.
Saygıyla anıyoruz.
TOPRAK 1. KISIM
Dost dost diye nicesine sarıldım
Benim sâdık yârim kara topraktır
Beyhude dolandım boşa yoruldum
Benim sâdık yârim kara topraktır
Nice güzellere bağlandım kaldım
Ne bir vefa gördüm ne fayda buldum
Her türlü isteğim topraktan aldım
Benim sâdık yârim kara topraktır
Koyun verdi kuzu verdi süt verdi
Yemek verdi ekmek verdi et verdi
Kazma ile dövmeyince kıt verdi
Benim sâdık yârim kara topraktır
Karnın yardım kazmayın an belinen
Yüzün yırttım tırnağın an elinen
Yine beni karşıladı gülünen
Benim sâdık yârim kara topraktır
|
 |
TOPRAK 2. KISIM
Havaya bakarsam hava alırım
Toprağa bakarsam dua alırım
Topraktan ayrılsam nerde kalırım
Benim sâdık yârim kara topraktır
İşkence yaptıkça bana gülerdi
Bunda yalan yoktur herkes de gördü
Bir çekirdek verdim dört bostan verdi
Benim sadık yârim kara topraktır
Bütün kusurumuzu toprak gizliyor
Merhem çalıp yaralarımı düzlüyor
Kolun açmış yollarımı gözlüyor
Benim sâdık yârim kara topraktır
Her kim ki olursa bu sırra mahzar
Dünyaya bırakır ölmez bir eser
Gün gelir Veysel'i bağrına basar
Benim sâdık yârim kara topraktır
(Columbia-894)
|