Avrupa'nın Marşı: Neşeye Övgü
Ercan İmre
Gelecek hafta 17 Aralık 2004 Türkiye için önemli
bir tarih ve bir dönüm noktası. AB hükümet ve devlet başkanları
Brüksel'de yapacakları toplantıda Türkiye ile üyelik müzakerelerinin
başlaması konusunda karar alacaklar ve tarih belirleyecekler. Avrupa
müktesebatı, tarama süreci, yapılan onlarca kanun düzenleme tartışmalar
şunlar bunlar; peki farkında mısınız Türkiye tam üye olduğu zaman
bayrağımızın yanına bir de Avrupa birliği bayrağı çekilecek. Avrupa
Bayrağı, 1955'te Avrupa Konseyi tarafından seçildi. Mavi zemin üzerine
12 altın rengi yıldızdan oluşur. 12 rakamı mükemmelliği ifade ettiğinden
yıldız sayısı değişmez. Bayrak, 1986'da Avrupa Topluluğu (şimdiki
Avrupa Birliği) tarafından da kabul edilmiştir.
Bayrakla beraber bir de marşımız olacak: Avrupa
Marşı. Avrupa Konseyi tarafından 1972'de kabul edildi, marşın kabulünden
bir sene sonra Türkiye'de plak olarak çıktı, bir yüzünde İstiklal
Marşı diğer yüzde Avrupa Marşı. Müzik ve plak piyasası daha o günlerde
marşı bizlere tanıtmaya başlamış. Bu marşın da çok ilginç bir öyküsü
var:
Her
Anın Müziği
Beethoven 9. Senfoni'sini bestelerken son bölümünde
insan sesini kullanmak ister ve bunun için de hiç düşünmeden Schiller'in
"Neşeye Övgü" şiirini seçer. Schiller, şiiri henüz 25
yaşındayken arkadaşı ve koruyucusu Christian Gottfried Körner için
yazmıştır. 9. Senfoni'de insan sesi kullanılması sanat ve müzik
eleştirmenleri arasında uzun süre tartışılır, bir kısım bunu bir
deha ürünü olarak görse de bir kısım eleştirmen sıradan olarak yorumlar.
Dokuzuncu senfoni çalınıp yorumlandıkça bir çok
yerde de kullanılmaya başlandı, özellikle son bölümü olan "Neşeye
Övgü", 1936 yılında Berlin Olimpiyatları açılış müziği olarak
kullanıldı. 1937'de Hitler kırk sekizinci yaş gününü bu parçayla
kutladı. 1952 ve 1966 yıllarında Doğu ve Batı Almanya olimpiyatlar
için ortak bir takım kurarlar ve müzikleri "Neşeye Övgü"
olur. 1967 yılında NATO'nun Brüksel'deki genel merkezinin açılışında,
1989 yılında ise Leonard Bernstein yönetiminde Berlin Duvarı'nın
yıkılışını kutlamak için çalınan parça yine "Neşeye Övgü"dür.
1996 yılında savaş sonrasında Saraybosnalılar, Yehudi Menuhin'nin
yönetimindeki koral senfoniyle yeni yaşamlarına adım atıyorlar.
Beethoven'nin bu ölümsüz eseri Hitler'in doğum
gününde olduğu gibi, zaman zaman bazı sapmalar da göstermiyor değil.
Stanley Kubrick'in "Otomatik Portakal" filminden bir sahne,
bir gözü boyalı kötü çocuk Alex, işkence yaptığı kurbanlarına bu
müziği dinletiyor. Şimdiki ismi Zimbabwe olan ırkçı Güney Rodezya'nın
1976 ulusal marşı olarak "Neşeye Övgü"yü seçmesi ise adete
Avrupa Konseyi'ne indirilmiş bir darbe.
Eğer yıllar sonra bile olsa Avrupa birliğine gireceksek
kabul ettiğimiz onca şeyle beraber nasıl bir marşı da kabul ettiğimizi
ve anlamını da bilelim. Schiller'in "Neşeye Övgü" adlı
şiirinin çevirisi şu şekilde:
Neşeye Övgü
Neşe sen ey güzel tanrılar kıvılcımı,
Elizyum kızı.
Ey tanrıça. Tapınağına kendimizden geçmişçesine gireriz senin.
Törelerin ayırdıkları,
Senin sihrinle birleşir.
Yumuşak kanadının uçuştuğu yerlerde,
İnsanlar kardeş olur.
Bir dostun dostu olabilmek
Kime kısmet edilmişse,
Kim erdemli bir kadına sahipse,
Şenliğimize katılsın bizim.
Ve kim dünyada yalnız kendini düşünüyorsa
Ağlayarak gelsin aramıza
Tüm yaratıklar neşe emer
Doğanın göğsünden.
Onun çiçekli yolunu izler.
Bizleri öpüş ve şarap verir.
Kırda yaşam zevki verir.
Ve ışık meleği durur tanrı önünde.
Gökyüzünün ışıltılı evreninde
Uçuşan güneşler gibi
Yolunuzda neşeyle koşun kardeşler !
Zafere koşan kahramanların neşesiyle.
Kuşaklaşın ey milyonlar!
Bu öpüş tüm dünyanındır.
Kardeşler, yıldızlı göğün üzerinde
Sevgili bir baba vardır.
Milyonlar diz çökün önünde onun!
Ey dünyada ! Yaratıcını biliyormusun ?
Onu yıldızlı gökte ara
Çünkü oradadır o.
|