| ERİM ERİM ERİYESİN
Ercan İmre
Türkiye 70'li yılların başında bir çok bakımdan
sıkıntılarla karşı karşıya idi. Tek başına iktidar olan Adalet Partisi'nden
bir grup, eski Demokrat partililerin siyasi haklarının iadesi konusunda
anlaşmazlığa düşerek partiden ayrılarak Demokratik Parti adıyla
başka bir parti kurmuştu. Bu bölünme hükümetin meclisteki dayanağını
iyice zayıflatmıştı. Diğer taraftan sol muhalefet gittikçe güçleniyor,
öğrenci ve işçi eylemleri Türkiye'yi adeta sallıyordu. Bu işçi eylemlerinin
doruk noktası sendikalar için hazırlanan yasa tasarısına karşı yapılan
15-16 Haziran 1970 gösterileri oldu. Silahlı kuvvetler öğrenci ve
işçi eylemleriyle ülkede baş gösteren bu huzursuzlukla birlikte,
başından beri DP'nin devamı olarak gördüğü AP'den son derece rahatsızdı.
Başbakan Süleyman Demirel istifa önerilerini geri çeviriyor ve Türk
siyasi hayatına giren "Bulun 226'yı düşürün" ünlü sözlerini ediyordu.
Balyoz Harekatı
12 Mart 1971 günü Türk silahlı kuvvetleri hükümete
bir muhtıra verdi. Muhtırayı, anayasa ve hukuk devleti anlayışıyla
bağdaştırmanın mümkün olmadığını söyleyen Süleyman Demirel şapkasını
alıp başbakanlıktan istifa etti. Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay ordunun
görevini yaptığını söyleyerek hükümeti kurma görevini Kocaeli Milletvekili
Nihat Erim'e verdi. Türkiye'de artık üç yıl sürecek ara bir dönem
başlamış oldu. Mecliste bulunan siyasi partilerden dokuz üye, meclis
dışından ondört bakanla 1.Erim hükümeti kuruldu.
Bu arada olaylar azalmamış artarak devam ediyordu.
Erim 23 Nisan vasıtasıyla yaptığı bir konuşmada bu tür eylemlere
girişenlerin üzerine kararlılıkla gidileceğini açıklayarak "Alınacak
tedbirler balyoz gibi kafalarına hemen inecektir" dedi. Bu açıklamanın
arkasında 26 Nisan günü "Balyoz Harekatı" başladı. Onbir ilde sıkıyönetim
ilan eden hükümet sol muhalefeti iyice sindirmek için geniş çaplı
tutuklamalara başladı. Aralarında gazeteci, yazar, sendikacı ve
öğretim üyelerinin de bulunduğu sol görüşlü birçok aydın olaylarla
ilgilerinin olup olmadığına bakılmaksızın gözaltına alındı.
Mahkemede Çalar
Bütün bu olaylar karşısında suskun kalamayan ünlü
halk şairi, aşık, büyük ozan Aşık Mahzuni Şerif olaylara duyduğu
tepkiyi dile getiren "Erim Erim Eriyesin"i plağa okur.
Şarkı bir anda tüm Türkiye'de büyük yankı bulur. Bunun üzerine o
zamanlar sağ basının önde gelen kalemlerinden biri olan "Ahmet Kabaklı"
şarkıda başbakana hakaret ediliyor gerekçesiyle savcılığa suç duyurusunda
bulunur.
Tutuklanarak hakim karşısına çıkarılan Mahzuni
yıllar sonra bu olayı şöyle anlatmıştır: "Türküden yargılanırken,
mahkeme başkanı plağın çalınmasını istedi. Bütün heyet gazeteciler
ve dinleyiciler herkes orada. Plağı koydular. Hakim, yargılamayı
unutmuş kalemi eline almış tempo tutuyor. Ben de güldüm tabi bu
duruma. Gülünce hakim beni azarladı, savcı da ona katıldı. 'Bak
mahkemeyle alay ediyor, gülüyor' dedi. Siz olsanız nasıl gülmezsiniz.
Daha sonra Rahmetli Nihat Erim'in ifadesi mahkemeye geldi. 'Bir
halk ozanı, başbakanı sevmek mecburiyetinde değildir', gibi bir
ifade de bulunuyordu. Erim şikayetçi olsaydı 4 yıl yerdim. Olmadığı
için onbuçuk ay yattım"
Erim Erim Eriyesin
Köşkün sarayın yıkılsın
Erim erim eriyesin
Umudun suya dökülsün
Erim erim eriyesin
Çölden çöle sürünesin
Musa isen Turi Sinan
Haktan gelmiş idi inan
Yesin seni yılan çayan
Erim erim eriyesin
Sürüm sürüm sürünesin
Aslan pençesi vurulsun
Çayın denize kurulsun
Gözlerin yansın çürüsün
Erim erim eriyesin
Sürüm sürüm sürünesin
Mahzuniyi severidin
Ona sevgilim deridin
Candan başka ne yeridin
Erim erim eriyesin
Sürüm sürüm sürünesin
Söz müzik: Aşık Mahzuni Şerif
(Şah Plak-198)
|