| HEM AĞLIYOR HEM GÜLÜYORUZ!
Ercan İmre
Yahya Murat Demirel yılbaşı gecesi eşi Ayşenur
Esenler'le beraber bir balıkçı teknesiyle Bulgaristan'ın Burgaz
şehrine kaçtı. Demirel, 13 Eylül 2002 tarihinden beri Egebank davasında
bankanın 1 milyar 200 milyon dolar zarara uğratılması ve Bank Kapital'e
karşılıklı verilen kredilerle ilgili tutuksuz yargılanıyordu. Yurt
dışına çıkma yasağı da bulunan Demirel, "Biz aslında kaçmadık teknede
yılbaşını kutluyorduk tekne arıza yapınca mecburen Burgaz'a gittik"
dedi. Fakat yakalanınca Bulgar polisine serbest kalmak için önce
40 bin, daha sonra da 100 bin Euro rüşvet teklif ettiği, ancak polisin
bu rüşveti geri çevirdiği ortaya çıktı.
İki Demirel, İki Mesele
Yahya Murat Demirel Şevket Demirel'in oğlu. Bir
de Türk kamuoyunun yıllar önce tanıdığı Yahya Demirel var. O da
Hacı Ali Demirel'in oğlu. Murat Demirel yıllarca kendisinin adının
Yahya ile karıştırılmasından hep muzdarip oldu, çünkü Yahya göbek
adıydı ve bu ismi hiç kullanmıyordu. Yahya Demirel Türkiye'nin gündemine
hayali ihracat deyimini sokan ve ilk hortumlamayı yapan kişi olarak
girdi. Gerçekten de karıştırmamak gerekiyor(!) Biri bankanın içinin
boşaltılması diğeri hayali ihracat. 1974 yılında Yahya Demirel,
Magosa, Cenova ve Tripoli limanlarına demonte ceviz kaplama, 1.
sınıf yatak ve yemek odası yerine sunta ihraç etti. Yahya Demirel
ortağı Atilla Özçelik ile 1974'te yapılan bu ihracattan 25 milyon
vergi iadesi aldı. Suntaların mobilya gibi ihraç edilmesi olayını
iki cesur gazeteci ortaya çıkardı: Uğur Mumcu ve Altan Öymen. Yazdıkları
yazılarla tüm olayları kamuoyundan haberdar ettikleri gibi olayın
sıcaklığını kaydetmeyip devamlı gündemde kalmasını sağladılar. 1976
yılında olay yargıya intikal etti. 1976 yılının mart ayında Yahya
Demirel cezaevine girdi, ancak yargılama devam ederken mayıs ayında
tahliye oldu. Askerliğini yapan Demirel, 1978'de yurtdışına çıktı,
1984'te Türkiye'ye döndü. O dönemde Yahya Demirel'in avukatı olan
Suat Çelebi yıllar sonra verdiği bir röportajda şunları söylüyordu:
''O kaçakçılık olmuyor ki. Kaçakçılığının olabilmesi için kaçak
olan bir malın olması lazım. Mobilya ihraç ediyorum diyerek sunta
ihraç etmişsin. Bizim, 'Demonte mobilya ihraç edildi.' diye iddiamız
vardı. Hayali ihracat ne olabilir? Gümrük çıkış beyannamesinde malın
cinsinde değişiklik yaparsın. Ben fincan ihraç edeceğim diyorum,
cam bardak yolluyorum. Bu ihracat gerçek. Ama, malın vasıf ve miktarında
yanlış beyan. Onun müeyyidesi var. Para cezası. Ama kaçakçılık diyemezsin.
Hiçbir mal ihraç etmeden ihraç etmiş gibi gösterdiğiniz zaman, sahte
evrak düzenleyerek ihracat yapmış gibi göstermek olur".
Yani
iş o kadar güzel kılıfına uydurulmuş ve kanun boşluklarından faydalanılmıştı
ki milyonlarca lira değerinde mobilya yerine sunta ihraç oluyor
dünyanın parası devlet kasasından hortumlanıyor ve kimseye bir şey
olmuyordu. Aynen bu haftaki plağımızın sözlerindeki gibi:
"Biliyor kör değil ya görüyoruz, hem ağlıyor
hem gülüyoruz."
İşimiz de her zamanki gibi Allah'a kalmış durumda.
KÖR
DEĞİLİZ YA?
Nasılsızın iyimisiniz, yoksa bizim gibimisiniz
İşler nasıl tıkırındamı, tencereniz fıkırındamı
Hayat nasıl bütçe nasıl
Çoluk çocuk heeyy geçim nasıl
(Koro )
Geçiniyoruz geçiniyoruz
Ekmek bulamasak su içiyoruz
Bazen birkaç gün aç gezniyoruz
Her zaman Allah'a şükrediyoruz
Vergiyi aptesti alsanıza, Kıbrıs'a sunta yollasanıza
Vergiyi aptesti alsanıza, Kıbrıs'a mobilya yollasanıza
Bak eloğlu neler biliyor, beş parasız milyon yiyor
Gördün mü ya duydun mu ya bildin mi ya heeyy
Milyon yiyor
(Koro)
Biliyoruz biz biliyoruz
Kördeğiliz ya görüyoruz
Hem ağlıyor, hem gülüyoruz.
Allah'ımıza güveniyoruz.
Söz ve Müzik: Yılmaz Kayral (Urfalı Babi)
ABC-Plak/10
|