| Mevlana
Ercan İmre
Geçtiğimiz 12-17 Aralık Mevlana ve hoşgörü haftasıydı.
Mevlana her yıl yapılan Seb-i Aruz (Düğün Gecesi) törenleriyle bu
sene da ölümünün 371 yılında anıldı.
Mevlana
30 Eylül 1207 tarihinde bir Orta Asya şehri olan Belh'de doğdu.
Şair, bilge kişiliğe sahip bir fikir adamıydı. Anadolu'da yerleşip
ün kazandığı için Rumi (Anadolu) ve kendisine duyulan duyulan saygıdan
ötürü efendimiz anlamına gelen Mevlana diye anılmıştır. 1244 yılında
Konya'ya gelen Tebrizli Şemseddin adında esrarlı ama o derece bilgili
bir derviş Mevlana'ya tesir etti. O ana kadar ciddi bir bilgin olan
Mevlanayı duygu alemine çekti ve adeta aşk ateşini tutuşturdu. Şems'in
dışında çevresindekileri ihmal etmesi herkesi üzdü biraz da tepkisini
çekti. Bunun üzerine Şems ortadan kayboldu. Bundan sonra Mevlana
kendisi ile Şems'i aynı varlık olarak gördü, şiirlerinde onun adını
kullandı.
Putperest Olsan da Gel
En önemli eserleri olan Divanı Kebir'in ve Mesnevi'nin
doğuda, batıda sayısız tercüme ve yorumu yapılmıştır. Dünyaca ünlü
İslam araştırmacısı ve ilk dönem batılı tasavvuf uzmanlarından A.J.
Arberry onun için, "Dünyanın en büyük şairlerinden biri. Eğer en
büyük değilse." der. Batıda Goethe'nin dışında Mevlana hayranlığı
hayli yaygındır. Doğulu şairlerde Mevlana'dan bir hayli etkilenmiş
onlarlar için ilhan kaynağı olmuştur.
Felsefesinin temeli aşk ve şefkat üzerinedir. İnsanları birbirlerini
sevmeye ve iyiliğe çağırır. İnsani bir zafiyet olarak gördüğü ölümden
korkuyu reddeder, ölümün yeni bir aleme doğuş olduğunu söyler. Tasvvuf'da
korku yerine karşılıklı sevgi ve aşk anlamını getirmiştir. Din ve
milliyet farkı gözetmeksizin tüm insanlığa çağrı yaptığı o çok bilinen
dizelerinde:
Yine de gel, yinede gel neysen öyle gel
İster kafir, ister mecus, ister putperest ol yine de gel
Bizim dergahımız ümitsizlik dergahı değildir
Yüz kere tövbeni bozmuş olsan yine de gel
Mevlevi
Ayinleri
17 Aralık 1273'de Konya'da vefat etti. Türbesini
Selçuklu Veziri Alemttin Kaysar yaptırmıştır. Mevlana'nın oğlu (Sultan
Veled) Mevleviliği bir tarikat halinde kurarken, Mevlevi ayinine
Sema ile beraber musikiyi de getirmiştir.
Mevlana bir müzisyen değildi ama çok müzikal bir
insandı. Hem şiirleri, hem hayatının bir çok olayları, ritimlere
ve seslere karşı derin ilgi ve yakınlığını açıkça gösterir. Kendisinin
ölümünden sonra bütün insanlığa bıraktığı aşk mirasında musiki ve
raks birinci planda önemli ve ayrılmaz unsurlardı.
İlk Mevlevi ayinlerine 15. ve 16. yüzyıllarda
rastlanır ama bestecileri bilinmemektedir. Bestecileri bilinen ilk
ayinler 17. yüzyıldan sonra başlar. Bunlardan ilki Derviş Köçek
Mustafa Dede'nin Bayati ayinidir. 19. yüzyıla gelindiğinde ise Mevlevi
ayinlerinin bolluk devridir. Tüm bu besteler 20. yüzyılın ilk çeyreğine
kadar devam eder. Günümüzde bilinen yetmiş civarında Mevlevi ayini
vardır. Fakat bunların içinde en çok bilinen ve kullanılanlardan
başlıcaları Hamamızade İsmail Dede Efendi, Fahrettin Dede efendi,
Derviş Mustafa Dedenin eserleridir.
Tüm bu eserlerin genel formu dört ana başlıkan
oluşmaktadır: baş taksim, peşrev, birinci, ikinci üçüncü ve dördüncü
selam.
Birinci selam
Ey şeh kereminden bu zelile nazar et
Kalbi yaralı hali alile nazar et
Gerçi değilim laiki lütfu keremin
Sen sendeki ihsanı celile nazar et
Ya rap iki kevn'den beni ari kıl
Giydir bana tacı fakrını ali kıl
Bezminde beni mahremi razın eyle
O yol ki yolun değil beni hali kıl
Gel ey nigar ki sensin bu yerde cani seam
Bulur seninle taravet bu bositani sema
Güneş ziyasını senden alırda nur saçar
Tutar senin nice bir zühreni o asümani sema
Dördüncü selam
Sultanımsın sultanımsın
Canımda benim ilhamımsın
Nefhanla senin zinde olurum
Bir can ne demek yüz canımsın |