| Türkiye'de Misyonerlik
Ercan İmre
Yılbaşına bir hafta kala Türkiye hiç alışık olmadığı
görüntülere sahne oldu. İki büyük kentimizin en işlek meydan ve
sokaklarında (Ankara'da Kızılay meydanı İstanbul'da İstiklal caddesi)
bir takım insanlar İncil dağıttı. Bu olay sonrasında Türkiye'deki
Misyonerlik faaliyetleri ve Hıristiyanlığı yayma çalışmaları gündeme
damgasını vurdu. Kamuoyunda olaylar büyük bir hararetle tartışılırken
en ilginç açıklama Rahşan Ecevit den geldi: "AB'ye gireceğiz
derken dinimiz elden gidiyor, bir Müslüman olarak ülkemde Müslümanlığın
gerilemesine razı olamam."
Ancak çoğu kişi Rahşan hanımında Misyoner okullardan
biri olan Robert Kolej'den mezun olduğunu unuttu. Türk topraklarındaki
sistemli ve programlı ilk misyonerlik faliyetleri İstanbul ve Anadolu'nun
bir çok kentinde kurulan kolejler vasıtasıyla başladı. Cumhuriyet
döneminde özellikle 1945 yılından itibaren misyonerlik çalışmalarının
daha da arttığı gözlemlenmiştir. 1960'dan sonra da Anadolu'yu karış
karış gezen "Barış Gönüllüleri" adlı misyonerler, Türkçe
broşürler dağıtarak basın-yayın organları yoluyla da kendisini göstermiştir.
Tüm bu çalışmalar özellikle Doğu ve Güney Doğu Anadolu'da yoğunlaşmıştır.
Ülkemizde sadece hıristiyanlar değil Rumların
Trabzon ve civarında yaptığı gezi ve çalışmalar, musevilerin Harran
ovasındaki kutsal saydıkları Hz.Yusuf'un kuyusunda yaptıkları ayinler
ve çevrede yaptıkları çalışmalar.
Medeniyetlerin
beşiği Anadolu ve dinlerin kavşak noktası Türkiye de tüm bu faliyetlere
karşın, resmi rakamlara göre son üç yıl içerisinde İslam dininden
185 kişinin hıristiyan dinini, 1 kişinin de museviliği seçerek din
değiştirdiği Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünce tespit
edilmiştir.
Plaklı Faaliyetler
Bu haftaki plaklarımıza gelince. Plaklardan ilki
Amerika da yayınlanmış. Plakta Türk toprakları üzerindeki hıristiyanlar
için kutsal sayılan en önemli yerler detaylı bir şekilde anlatılıyor.
Santa Claus (Noel Baba'nın hikayesi), Efes Meryem Ana, ilk hıristiyanların
yerleşip yaşadıkları Kapadokya.
İkinci
plağımıza gelince, aslında bu bir plak değil altı plaktan oluşan
bir dizi plak. Bu plaklar misyonerlik faliyetleri çerçevesinde 1960'lı
yılların başında hazırlanmış. Plaklarda ana konu olarak İsa peygamber,
göğe yükselmesi, Allah'ın oğlu olduğu gibi konular çerçevesinde
insanlara Hz. İsa tanıtılmaya çalışılmıştır.
Plaktaki bazı konu başlıkları "Ödenen Borç", "İsanın
Ölümü", "Üçü de aynı şeydir",
"Ölümden diriliş", "İnsanın ihtiyacı", "Herkes Allah'ın önünde duracak"
şeklinde. Bir bölümünü "Ölümden Diriliş" başlıklı plaktan verdiğimiz
örnekte konuşmaları yapan misyoner plakta Ahmet Bey diye hitap ettiği
bir kişiye Hz. İsa ve onun ölümünü anlatıyor:
Ölümden Diriliş
Misyoner: Sana bu dünyada gelmiş
şeylerden bahsedeceğim. Şimdiye dek meydana gelen en önemlisini
bildireceğim. Bunu bildiğinde rahat ve huzura kavuşacaksın.
Ahmet Bey: Bu önemli şey nedir?
Misyoner: Bu mühim ve hayret verici şey, İsa Mesih öldükten
sonra dirilmiştir.
Ahmet Bey: Peki, o çarmıhta can vermemiş miydi?
Misyoner: Çarmıhta can verdikten 3 gün sonra ruhu
yükseldi.
Ahmet Bey: Ama bu olay çok eskiden olmuş bir olaydır. Bunun
doğru olduğunu nereden biliyorsun?
Misyoner: Şimdi Ahmet Bey, Meryem adında bir kadın
mezara gittiğinde orayı boş buldu, Petrus ile Johanna da mezarın
boş olduğunu kendi gözleri ile görmüşlerdi.
Ahmet Bey: O zaman belki İsa Mesih'in vücudu mezardan
çalınmıştır .
Misyoner: Hayır çalınmış olamaz Ahmet Bey, mezarın
başında nöbetçi askerler vardı.
Ahmet Bey: İsa'yı dirildikten sonra gören oldu
mu?
Misyoner: Evet, bir çok kimseler onu gördü. Önce
gömüldüğü yerde Meryem gördü,s onra Petrus ve diğerleri gördüler.
|