| MARŞLARIN KARDEŞLİĞİ
Ercan İmre
25 Ekim Cemal Reşit Rey'in yüzüncü doğum günü.
Büyük besteci ve eşsiz bir müzik adamı olan Cemal Reşit henüz yirmi
dokuz yaşındayken bestelediği 10. yıl marşının ilginç bir hikayesi
var. 1933 Cumhuriyet bayramı kutlamaları çok önemliydi. Genç Türkiye
Cumhuriyeti'nin 10. yılı dolayısıyla herkesi bir heyecan,c oşku
ve gurur kaplamıştı.
MARŞIN
BESTELENİŞİ
Bu kutlamalar çerçevesinde bir marş yarışması düzenlenir. Jüri tarafından
seçilen Faruk Nafiz Çamlıbel ve Behçet Kemal Çağlar'ın yazdığı eserin
güftesi bestecilere verilir. 10. yılın ruhuna yakışan coşkulu bir
marş yazmaları istenir seçim bizzat Atatürk'ün huzurunda yapılacaktır.
Cemal Bey, Recep Peker tarafından Ankara'ya çağırılır. Öyle bir
marş isteniyordu ki, asker, polis, sivil herkes söyleyebilsin.
"Oturdum düşünmeye başladım, hangi molediyi
yakalasam bir türlü rahmetli biraderime beğendiremiyordum (Ekrem
Reşit Rey). Nihayet mehter takımı ritmi geldi aklıma. O zaman da
aklım başımdan gitti, biraderime de sonunda beğendirebildim."
MARŞIN SUNULUŞU
Cemal Bey marşı bestelenip hazır hale getirdikten sonra Ankara'ya
ilgili kurul önünde dinletmeye gider. Piyanoyla hem çalıp hem de
söyleyecektir, marşı çalıp bitirdikten sonra zamanın milli eğitim
bakanı Saffet Arıkan "Cemal bey Cumhuriyet sözünde müzik minöre
geçiyor, malum minör küçük demektir yoksa siz Cumhuriyeti mi küçük
görüyorsunuz?" der. Cemal Bey o an hissettiklerini daha sonra
söyle anlatır. "O an için kellemin uçtuğunu düşündüm, içinde
bulunduğun salon beynime yıkıldı sandım" ama Cemal Bey hemen
söyle bir cevap verir: "Efendim minör küçük demektir ama müzikte
o manada kullanılmaz Beethoven Napolyon'un kahramanlıklarını anlatan
Erotica kahramanlık senfonisinin ikinci bölümüde do minör tonundadır
sanıyormusunuz ki Beethoven Napolyon'u küçümsemiştir?"
Bu arada jüriden bir başkasıda Le Marseillaise
(Fransız milli marşı) bir kahramanlık ezgisi olup baştan sona minör
tonda olduğunu hatırlatır ve daha sonra marş kabul edilir.
MARŞ
ALINTI MI?
Bir süre sonra marşın başka bir eserden Jean-Jacques Rousseau'nun
"Köyün Kahini" operasındaki bir aryadan alıntı olduğu söylentileri
yayılır. Konu Dr. Osman Şevki Uludağ yazdığı bir yazıyla ele alınır
Cemal Bey sözü edilen bu eseri hiç işitmediğini tek bir notasını
bile görmediğini söyler. Gerçekten de amatör bir besteci olan Rousseau'nun
bu az bilinen eserinin Cemal Bey'in bilmesine olanak yoktu. Bu olay
yıllar sonra Bülent Tarçan'ın anılarıyla aydınlandı. O zamanlar
Cumhurbaşkanlığı Orkestra şefi Praetorius'du ve iddia ondan kaynaklanıyordu.
Birkaç yıl önce Rousseau'yu anmak için yapılan etkinliklere katılmış
ve bu opera o etkinliklerde seslendirilmişti. Gerçekten de iki eserin
ilk iki ölçüsündeki ezgi yapısı hemen hemen aynıydı. Kültür farkları
dışında aralarında yüzlerce yıl ve mesafe bulunan iki kişi tuhaf
bir tesadüfle bir ezgiye hemen hemen aynı başlamışlar ama farklı
devam etmişlerdi. İlk iki ölçü aralarındaki benzerlik ise, sadece
bir tesadüften ibaretti.
HERKESİN SÖYLEDİĞİ MARŞ
Onuncu Yıl Marşı,İ stiklal Marşınız dışında tüm ulusça beraber coşkuyla
aynı duygularla söyleyebildiğiniz tek marş. Bakın İlhan Usmanbaş
Onuncu Yıl Marşı için şunları söyler: "Onuncu Yıl Marşı gibi
Türkiye'de herkesin ağzında dolaşabilen doğallıkta bir ezgiyi hiçbir
bestecimiz yaratamadı bugüne kadar. Ama marşın armonisindeki o inatçı
tonik! Bir başkaldırıdır sanki. Kuşaklardır büyük bir coşkuyla söylediğimiz
Cumhuriyetimizle adeta özdeşleşmiş Onuncu Yıl Marşı." |