| TURİZM HAFTASI
Ercan İmre
İçinde bulunduğumuz 15-22 Nisan Turizm haftası
olarak kutlanıyor. Bu yılda Turizm haftasında amaç her yıl olduğu
gibi "Toplumda turizm bilincini geliştirmek, iç turizmi canlandırmak
ve halkın Turizm hareketlerine katılımını sağlamak". Bu yıl 29.su
kutlanacak haftada Turizm bakanlığı bir dizi etkinlik hazırladı.
Diğer yıllardan farklı olarak bu yılki etkinliklerde Diyanet işleri
Başkanlığı da görev aldı. Din görevlileri "Turizm Haftası" boyunca
verecekleri vaazlarda ülkemize gelen turistlere karşı davranışlarda
din, dil ve milliyet ayırımı gözetmeksizin Türk milletine yakışır
biçimde davranılması ile turizmde çevre ve temizliğin öneminin vurgulanması
kararlaştırıldı.
Turizm'e Garip Bakan
Tüm bunlara karşın etkinlikler geçen hafta kültür
ve turizm bakanının şenlikli konuşmasıyla bir hafta erken başlamış
oldu. Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç, "Ruslar sonradan
zengin olmanın görgüsüzlüğüyle fazla para bırakıyor" dedi.
Bakan Atilla Koç, geçtiğimiz hafta Muğla'da Ormancı Türküsü'ne konu
olayın yaşandığı Belen Kahvesi'nin açılışını gerçekleştirdi. Muğla
Valiliği tarafından 50 bin YTL harcanarak restore edilen Belen Kahvesi
açılışında bir konuşma yapan bakan Atilla Koç, bakanlığının çalışmalarını
anlatırken, yabancı turistlerle ilgili ilginç değerlendirmelerde
bulundu. Koç, "Turizmde Almanlar fazla para bırakmıyor. Ancak
Ruslar sonradan zengin olmanın görgüsüzlüğüyle fazla para bırakıyor.
Ruslar bu söylediğimi de duymasın, bu sene çok Rus turist bekliyoruz.
Bunların harcadığı para kişi başına 700 dolarlar civarında."
diye konuştu. Bakan Koç, konuşmasının ardından Muğla şivesiyle,
"Türkiye turizm hedeflerine ulaşacak. Türkiye kültürüyle vardır.
Ben de onun bakanı olarak buradayım. Laf yetivesin gari, selam ün
aleyküm. Hadi açıverelim şu gaveyi gari." dedi. Zaten etkinlik
dediğin de böyle olurdu. Böylece bakan yaptığı konuşmayla bir anda
Türkiye'nin gündemine oturdu ve turizmden de söz etmeği başardı
doğrusu.
Altmışlı ve yetmişli yılların ilk yarısında Türkiye
gerçek anlamda ilk turist akınına uğradı.
Katmandu ve Nepal'ın kavşak noktasında olan Türkiye, bir anda uzak
doğu felsefesine merak salan Avrupalı gençlerin akınına uğradı.
Buluşma noktası da vazgeçilmez olarak Sultanahmet. Bütün bu ziyaretler
boyunca Türk toplumunda bambaşka bir Turist görüntüsü oluştu ve
seksenli yıllara kadar da değişmedi. Turist denilince; uzun saçlı,
sakallı, kirli, hırpani görünüşlü, sırt çantası olan, ayaklarında
sandalet, ucuz otellerde kalıp otostop yapan fazla para harcamayan
insanlar olarak toplunun zihninde yer ediyordu.
Otele Bitnik Geldi
Bu haftaki plağımızda zamanın ikili komedyenlerinden
Ateş Böcekleri mizahi bir anlayışla bu konuyu işlemişler. Sözlerde
dikkat çekici olan Turistler Beatnik de olsa mutlaka kazıklanmalı
turist turisttir ve de bir şeyden anlamaz. Ama o yılların üzerinden
çok seneler geçti. Yıllarca tüm Türkiye'deki yatak sayısı sadece
Yunanistan'ın Rodos adasındaki yatak sayısına eşitken 2004 yılı
17,5 milyon Turistle rekor ziyaretçiye ulaştı. Sadece yazın değil
artık yılın on iki ayı dört mevsim Turizm için ideal bir ülke Türkiye.

Şu Beatnik Turistler
Şu Beatnik turistleri,seferber etti polisleri
Turisttik tekke oldu, Sultanahmet otelleri
Otele Beatnik geldi o biçim pastör geldi
Haş haşa yamulmuş döviz kaynağı geldi
(Dövize bak babam bee.)
Kimi manyak kimi yolsuz bize gelen bitliler
Döviz bırakmaya gelip, kazanıp götürürler
Sophiası beş lira Birigete on lira
Otostopunu alırsa oohh her numara bedava
Boş ver ağabey hiç anlamaz bir şey satalım misliyle
Aman ağabey hiç çakmaz kazık atalım misliyle
-Affedersiniz Mösyö bu Nargile kaç para
-Madam teyze bu Nargile milattan evvel 2888 senesinde
Sultan palamutun teyzesinin anladın mı....
Salomonun şapkasını satalım,antika oturaktır diye
Ekmek bıçağı satalım, Makro paşanın diye
Basma kilot satalım sultan Hamit'in diye
Sultan Mecidin diye Makro paşanın diye
(Aras Plak-G.262)
|