Ana Sayfa  •  Yazarlar  •  Plak Klübü  •  Ziyaretçi Defteri  • Kitaplık  • Linkler  • İletişim

 

 

 

ORHAN BORAN VE YUKİ
Ercan İmre


Bundan tam kırk altı yıl önce Nisan ayının bir Pazar günü Türkiye Yuki ile tanıştı ve o dakikadan itibaren tüm Türkiye'nin sevgilisi oldu. Öncelikle Yuki'nin kim olduğuna ve nasıl yaratıldığının hikayesine bakalım.

BBC'den Gelen İlham

1959 yılının Mart ayında Orhan Boran Londra'da BBC'ye eğitime gider. Bu eğitim esnasında BBC Radyosu stüdyolarında Türkçe yayınlar servisinde bir radyo röportajı hazırlıyor; İngiltere Kraliçesinin yaşgünü dolayısıyla yapılmış bir röportaj. Montaj yapılırken bazı yerler kesiliyor, atılıyor, bazı yerler tekrarlanıyor. Bu arada İngiliz teknisyen vakit kazanmak için ses bandının kullanılmayacak kısımlarını çabuk çabuk teypten geçiriyor. Etraftaki birkaç kişi Türkçe bilmediği halde gülmeye başlar. Orhan Boran gülen İngilizlerin yüzlerine bakarken birden enteresan bir fikirle irkilir: "Bunlar Türkçe bilmediği halde bu sözlere bu kadar gülerse (sözler incelmiş, tuhaf bir hal almıştı) ya bu sözlerin mânalarını bilenler kim bilir ne kadar güler? Üstelik bu sözler esprili, komik şeyler olursa?" işte Orhan Boran BBC Radyosunda çalışırken bunu buldu ve bir ay sonra İstanbul'a gelince arkadaşı Kâmi Acım'a bu fikrinden bahsetti. Kâmi Acım, arkadaşını dinledikten sonra: "Aman Orhan, çok iyi bir fikir... Bu tutar" dedi. "Peki, ama nasıl yapacağız, anlat bakalım." "Yarısı taklit, yarısı teknik... Taklit senden, teknik benden." Ertesi gün, Kâmi Acım'ın ses alma makinesiyle uğraşırken Orhan Boran daktilo makinesini önüne almış, "Dinleyici İstekleri" saatinde anlatacağı fıkraları, söyleyeceği sözleri yazıyordu: "Brezilya ormanlarında yaşayan, nesli tükenmiş bir aileden, tavşan kulaklı, sincap kuyruklu, kazma dişli..." Bu kelimeleri yazdığı ana kadar Londra'da duyduğu ince sesin sahibinin adını bilmiyordu. Ama, şekli ilk saniyede kafasında doğmuştu. Tarifini yaptığı yaratığın adı, tam bu cümleyi yazdığı anda parmaklarının ucundan daktilonun tuşlarına, oradan beyaz kağıdın üzerine döküldü: Yuki.

Bu ismin bir mânası, etimolojisi, tarihi yoktu. Ama, milyonlarca kişinin tanıyacağı bir varlığın adıydı. İlk defa 1959 nisanında bir pazar sabahı İstanbul Radyosu'nda dinleyicilere tanıtılan Yuki, "Ya Mustafa" şarkısını da ilk defa Türkiye'de çalıp dinletiyordu. Yuki'nin sesini Kâmi Acım, teybin vitesini süratlendirmekle değil, bandın arasından geçtiği bir rulmanın üzerine bir göbek geçirmekle temin etmişti. Nitekim, birçokları hemen Yuki'nin sesini taklit ettiler, ama beceremediler.

Radyodan Çizgi Romana

Orhan Boran Yuki'yi şöyle anlatıyor: "Ben Yuki'nin sesini konuşurken, hem biraz sesimi inceltiyorum, hem de gayet ağır ağır anlatıyorum. Bandın çekişi hızlandırılınca normal süratle anlatıyormuşum gibi oluyor. Halbuki ben her heceyi, sanki ağır ağır çevrilen bir filmdeki insanlar gibi konuşurum. Dinleyici İsteklerinde Yuki ile yaptığım program mektup alma rekorunu kırdı. Ertesi gün 150 mektup almıştım. Bugün İstanbul Radyosu'nda en çok mektup alan kimse Yuki'dir. 160 haftadan beri Yuki ile çalışıyorum."

Yuki geçen zaman içinde o kadar sevildi ve popüler oldu ki bir de çizgi romanı yapıldı. Metinlerini Orhan Boran'ın yazdığı çizgi romanı zamanın ünlü karikatüristi Altan Erbulak resimledi. Böylece radyoda yaratılan Yuki, Altan Erbulak'ın kaleminden hayat buldu. Bu çizgi romanda Yuki'nin yanında başka kahramanlarda yaratılmıştı. Bazen bir çeteyle savaşan bazen de aya yolculuk yapacak kadar gözü pek olan kahramanlarımız şöyle; Oktay, Aferin Necdet, Stelyo, Şişko Nuri ve Tombik. 1960'lı yılların sonuna doğru kaçınılmaz olarak Yuki'nin plağıda yapıldı. Ezgi plak tarafından yapılan plakta iki skeç yer alıyor "Başımın Derdi Yuki" ve "Yuki Şarkıcı". Plakta Orhan Boran'a Vasfi Uçaroğlu Orkestrası eşlik etmiş. Plağımızın arka kapağında Orhan Boran mizahi bir dille bizlere Yuki'yi şöyle anlatmış:

 

 

"İstanbul Radyosu'nda Pazar sabahları yayınlanan bir programda laf olsun diye Yuki'yi de konuşturduk. O gün bugün susturabilene aşk olsun!.. İlk konuştuğu programın üstüden altı hafta geçmeden Yuki bir ayda, benim bir yılda aldığımdan fazla mektup almaya başladı. Şöhret Yuki'yi şımarttı biraz!.. Sağda solda benden asistanım, yardımcım diye bile bahsettiği geldi kulağıma. Zaman, zaman kuyruğunun ucunda şaklayan fiskelerim inanın onun canını yakmıyor. Sizlere şımarabilmek için avaz, avaz ağlıyor...
Şimdi de plak yapmaya heves etti, yaptık. Her iş gibi plak işini de yüzüne gözüne bulaştıracağımdan eminim. Eğer plağı beğenirseniz arkası gelecek. Şayet beğenmezseniz onu şımartıp başına çıkarttığınız için ceremesini beraber çekeceğiz. Size bu mektubu yazdığımdan Yuki'ye bahsetmeyin lütfen.

En iyi dileklerimle, Orhan Boran"

 

 

 

 

 

 

 


RecordTurk © 2006